Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

ÜÇÜNCÜ GÜNÜN ÖĞLESİ

Üçüncü Günün Öğlesi Kimlik Adres Defteri Favori Linkler Ziyaretçi Defteri My Photos E Kitaplar İletişim

Oyhan Hasan BILDIRKİ ve "ÜÇÜNCÜ GÜNÜN ÖĞLESİ"

       OYHAN HASAN BILDIRKİ ve "ÜÇÜNCÜ GÜNÜN ÖĞLESİ"

       Oyhan Hasan Bıldırki 1947 yılında Söke İlçesi’nin Bağarası Kasabası’nda dünyaya gelmiştir. İlk okulu Bağarası’nda, ortaokul ve lise öğrenimini ise Aydın’da görmüştür. Bursa Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü 1971’de bitirmiştir. Yurdun muhtelif bölgelerindeki okullarda yıllarca görev yapan Oyhan Hasan Bıldırki, halen Söke İlçe Millî Gençlik ve Spor Şube Müdürü olarak vazife görmektedir. Evli ve iki çocuk babası olan Oyhan Hasan Bıldırki’nin birçok edebiyat dergi ve gazetesinde eserleri yayınlanmış. Bazı ansiklopedilerin çeşitli maddelerini yazmıştır. 1964 yılında Liseden Sesler ile Dönülmez yol isimli iki kitap yayınlamıştır. Bunlardan birincisi şiir, ikincisi romandır. 1975 yılında ise Koçaklar isimli millî hikâyelerini piyasaya süren Oyhan Hasan Bıldırki, şimdi de Üçüncü Günün Öğlesi ismini verdiği çeşitli hikâyelerini kitap haline getirip piyasaya sunmuştur.
       Söke, Aydın’a bağlı 50.000 nüfuslu bir ilçe. Bugüne kadar Türk Edebiyatı’na bir yığın şair, yazar bağışlamış bir yer. Oyhan Hasan Bıldırki’nin 4. kitabını yayınlamış olması da onun yazı hayatına nasıl önem verdiğinin bir göstergesi. Oyhan Hasan Bıldırki’nin öyküleri eğitici özellikler taşıyor. Mesleğinin “öğretmenlik” olması; şiir, yazı ve öykülerini de etkilemiş. Aslında eğitici yayımlar sunmak her toplum için fayda sağlar. Oyhan Hasan Bıldırki, böylesine bir hizmette var olduğu için şanslıdır. İleride Söke Tarihi’ndeki yerini alacaktır.
       Oyhan Hasan Bıldırki’nin kitabı 96 sayfa. 12x20 ebatlı olan kitabın içinde “Üçüncü Günün Öğlesi, Bir Gecenin Sonunda, Saatiniz Kaç, Endişe, Küçük Adamlar, Binlerce Susam, Çekirgeler, İkizler, Çiçeklerle Birlikte, Rahatlamak, Ömür Geçintisi, Bir Lira İçin” başlıklarını taşıyan 13 öyküsü yer alıyor. Kitabı, İzmir-Çankaya’da bulunan Doğruluk Matbaacılık Koll. Şti. tesislerinde dizilmiş, basılmış. Cildi falan çok güzel, fiyatı 500 lira.
       Oyhan Hasan Bıldırki “Üçüncü Günün Öğlesi” ismini verdiği eserinden 2000 adet bastırmış, 600.000 liraya mal etmiş. Söke’den Kuşadası’na geçerken bir ara kendisini ziyaret edip çayını içtim. Konuşmamız sırasında bana “500.000 lirasını kurtardım, 100.000 lira zararım var.” dedi. Yayıncılığın kurallarının böyle olduğunu bilirdim. Önümüzdeki aylarda diğerlerini de satarak zararını kurtarabileceğini izah ettim. Bu arada kapak dizaynının İlhan Doğan’a ait olduğunu yazmalıyım. Kitabın arkasında yazarımızın fotoğrafı ile biyografisi olduğunu belirtmeliyim. Kitabın kapağı bristol. Özellikle yıllardır benim de kitaplarımı dizip basan matbaanın son derece iyi bir kitap basıp çıkardığı gözden kaçmıyor. Yazışmak, kitabı edinmek için; Oyhan Hasan Bıldırki – İlçe Millî Eğitim Gençlik ve Spor Şube Müdürü – Söke / Aydın adresine yazabilirsiniz.
       Yeni bir hikâyeci ile tanışacaksınız, hoşunuza gidecek(1).

       Kerim ÖZBEKLER  
       (1) 19.11.1986, İki Nisan Gazetesi - Van      

BEŞPARMAK'TA KALAN BİR SÖYLEŞİ'DEN

      Oyhan Hasan Bıldırki İle Söyleşi * Mehmet Ali GÜLHAN

      - Meselâ, Çanakkale Destanı’nı anlattığınız “Koçaklar” adlı eseriniz, biz de yayımlanan ilk “nehir roman” örneklerinden birisi gibi geliyor bana.
      - Görünüşte öyle... Yalnız siz de farkına varmışsınızdır. Ben KOÇAKLAR’da klâsik roman anlayışını kırdım. Bir temel olay etrafında düğümlenen on iki hikâye yazdım. Aslında maksadım, romana varmak, roman yazmak değildi.
      - Peki, Dönülmez Yol, ne olacak?
      - O, 1964’lere uzanan bir denememdi. Sorularınla beni zorlamaya çalışıyorsun. Bu, öteden beri bizim aydınımızın bir dramı, bir çelişkisidir. Sanki topluma her şeyi, kendisi söylemek ister gibi bir havada geziyor. Ben, bu çelişkiden yakamı kurtarmak istiyorum. Bana göre, söylenmesi gereken her şeyi tek adam söylememeli. Her sözün, her vadinin bir sahibi olmalı.
      - Son zamanlarda, kuruluşunda da etkili olduğunuz Beşparmak’ta yazılarınıza rastlamıyoruz. Bunun özel bir sebebi var mı? Beşparmak’ı önemsemiyor musunuz?
      - Önemsemek. Bu mühim! Beşparmak, benim gibi birkaç arkadaşın elinde doğdu. Biz, onunla olan ilişkimizi kesmedik. Yerimizi daha çok yeni arkadaşlara bırakmak istedik. Başta, hikâyede ısrarlı olduğumu söylemiştim. Hikâyeler de, nedense, Beşparmak’ın sınırlı olan sayfa sayısını daraltıyor. Bu tür yazılar, arkadaşlar arasında bir gücenikliğe sebep oluyor. Falancaya şu kadar sayfa ayrılıyor, neden diye soruluyor. Biz de, böyle soruların cevabını yazmamakla veriyoruz. Yoksa Beşparmak’ı seviyorum. Çünkü o, sınırlı imkânlar içinde kavrulan bir kasabadan, bütün Türkiye’ye ses götürüyor. Bunun farkındayım.
      - Şimdiye kadar basılmış eserlerinizi sıralar mısınız?
      - Lise’den Sesler (Şiir-1964), Dönülmez Yol (Roman-1964), Koçaklar (Millî Hikâyeler-1975), Üçüncü Günün Öğlesi (Hikâyeler-1986), Bir Başka Şafak (Hikâyeler-1988), Gün Çarığı Sıkınca (Hikâyeler-1990), Atatürk Aramızda (Seçilmiş Şiirler-1991).
      - Yeni hazırlıklarınız, eserleriniz var mı?
      - Kar Üstünde Kan Damlası, Kırk Küçük İnci, Dil Çerezleri ve Ceylan Gözlüm ile Bütün Fidanlar Sımsıcak adlı eserlerim basılacağı günleri bekliyor.
      - Son ikisi şiir mi?
      - Öyle görünüyor.
      - Size hem sanat hayatınızda, hem de son eserlerinizin gün ışığına çıkmasında, okuyucuya ulaşmasında başarılar dilerim.
      - Teşekkür ederim.” [1]

      Hilâl GÜLER
      Söke’de Yerel Basın ve Basın Yayın Hayatı
      s. 364-368

      [1] GÜLHAN M. Ali-Oyhan Hasan Bıldırki ile Söyleşi, Beşparmak A.K.S.D. / Sayı:21 s.8 Mayıs 1991

HİSAR Dergisindeki İlk Biyografisi

      OYHAN HASAN BILDIRKİ: İLK BİYOGRAFİSİ      

      “Bir Bıçağın Keskin Ucu” adlı hikâyesiyle “Töre Hikâye Yarışması”nda (1980) üçüncülük ödülü alan yazar, daha sonra 1995 yılında “Kar Üstünde Kan Damlası” adlı hikâyesiyle “Ömer Seyfettin Hikâye Yarışması” seçiciler kurulu özel ödülünü, 1996 ve 1997 yıllarında da, yıl içinde yayınlanan hikâyelerin değerlendirilmesi sonucunda, üst üste “Aydın Gazeteciler Cemiyeti Hikâye Dalı” birincilik ödüllerini aldı.
      Kendisini, başlangıçtan günümüze devam eden Millî Edebiyat Dönemi Hisarcılar Akımı içinde saydığımız Oyhan Hasan Bıldırki’nin ilk biyografisi; “Mart 1969 tarihinden beri dergimizde eleştirmeleri yayınlanan” sözleriyle başlamakta ve şu şekilde bitmektedir: “1963 yılında Aydın gazetelerinde şiir ve hikâye yayınlamaya başlayan Bıldırki, bu gazetelerde sanat sayfaları da düzenledi. Hüraydın gazetesinde “Dönülmez Yol” adlı bir romanı tefrika edildi. Aydın Atatürk Lisesi Radyosu’nda üç yıl kadar “Edebiyat Postası” programını yöneten Bıldırki’nin “Kördüğüm” adlı radyofonik bir oyunu da radyoda yayınlandı. Şiirlerinden bir kısmı “Liseden Sesler” isimli bir antolojide yer aldı. Bursa Eğitim Enstitüsü’nde okuduğu sıralarda, altı ay süre ile, “Bursa’da Zaman” adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Yayınlanmamış birçok hikâye ve şiiri vardır. “Gökler Hep Mavi Değil” adlı yeni bir roman üzerinde çalışmaktadır.
      Dergimizden başka Hareket, Adımlar, Bursa’da Zaman, Alkım dergilerinde yazıları yayınlanmıştır.” (1)

      Hilâl GÜLER
      Söke’de Yerel Basın ve Basın Yayın Hayatı
      s. 352-353

      (1) HİSAR’dan BİYOGRAFİLER, Hisar / Sayı:108 s.17  Aralık-1972

Üçüncü Günün Öğlesi * Öyküler * Oyhan Hasan BILDIRKİ

YAŞAR ÇAĞBAYIR "ÜÇÜNCÜ GÜNÜN ÖĞLESİ" HAKKINDA NE DEMİŞ?

      BILDIRKİ, ÜÇÜNCÜ GÜNÜN ÖĞLESİ adlı kitapta topladığı hikâyelerinin çoğunda da Söke’yi ve daha çok Bağarası’nı yer olarak seçmiştir. Hatta SAATİNİZ KAÇ’ta bizzat kendi evini tanıtır bizlere:
      “Şehir plânına uymak için, cephesini sokağa vermek zorunda bırakıldığım çok köşeli evimden çıkmaya hazırlandım. Salondaki aynada, kendime çeki düzen verdim. Ayakkabılarım elimde, balkonu geçtim. Huyumdur, sahanlıkta ayaklarımı giydirirken, daima, bitişikteki baba ocağımıza bir göz atarım. Avludaki erik, zeytin ve incir ağacını seyretmekten, onlardaki gelişmeyi adım adım incelemekten büyük zevk duyarım. Filizdi, çiçekti, yapraktı derken, ansızın olgun meyvelerle karşıla-şırım. Ya, dallardaki kuşlar? Kanat çırpmalarına, cıvıl cıvıl ötüşlerine, birbirlerine cilve yapmalarına doyum olur mu?
      ...
      Bomboş sokaktan yokuş aşağı indim. Sıradan taşlarla döşeli sokak, sıcaktan mıdır nedir, ekşimsi kokan bulaşık suyuna doymuş olacak, dışarıya boca edilen artıkları kusuyor. Sokak boyu, tepeden aşağıya, ince, küçük bir ırmak gibi sürüp gelen su yolu, yosun bağlamış. Tuttum, bir sigara yaktım. Dumanını, derin derin içime çektim. Ekşimsi kokulardan kurtuldum. Gömleğimin iki düğmesini daha çözdüm.
      ...
      Az önceki sokak, canlanmıştı. Sanki birbirinin üzerinde yükselen, biri diğerine omuz veren, saçak saçağa girmiş evlerin önünde, sokağın kadınları öbek öbek toplanmış, gevezelik ediyorlar. Çocuklar bağırıyor. Kızım yaşıtlarıyla ip atlıyor. Oğuz, henüz ötmeyen iki horozuna yem ve su veriyor.
      Sokağı hızla geçtim. Kadınlardan bazıları toparlandı, bazıları aldırmadı.
      ...
      Ay başında, maaşımı almak için ilçeye git-miştim. Orada bizim taraftan, marangoz bir arkadaşım vardı. Marangoz dedim ya, önce işe kapı, pencere yapmakla başlamış, sonra da mobilyacılıktan dekorasyona kadar çıkmıştı. Ne zaman dükkâna gitsem, boş oturduğunu görmedim. Çelimsiz, kara kuru yapısına rağmen, sanatkâr ellerinin kendisine geriye bıraktığı zamanlarda da, cins Hint horozları ve soylu güvercinler yetiştirmekle uğra-şırdı.
      İlçeye iner inmez, ona uğradım. Kendisi yoktu. Çıraklarından sordum. Az sonra geleceğini bildirdiler. Makineler susmuş, çıraklar bitirilen işleri dışarıdaki kamyonete taşıyorlardı. Rıfkı’yı bekledim. Çayımı bitirmek üzereydim, çıktı geldi. Hâl hatır soruşup, kucaklaştıktan sonra;
      - Nerdesin be, iki gözüm? dedim.”      
      Ramazan ayının ilk günlerinde, pide satmak isteyen ve telaş içinde pidenin çıkmasını sabırsızlıkla bekleyen çocuklar, Bağarası’nda “Bizim Mahalle Fırını” önündedirler:
      “Büyüklerdeki kıvranmanın, telaşın veya sevincin bir tadımlığı bile, onların semtine uğramaz. İlk teravihe ve ramazanın ilk gününe tınmazlar, kayıtsız kalırlar. Günün üçüncü devrilişinde, birden bire uyanırlar. Hemen hepsi, baştan ayağa heyecan kesilirler. Sıcakmış, soğukmuş aldırmazlar. Sarısı, esmeri, çaparı, karasıyla birlikte, üçüncü günün öğlesinde, yaşları onu aşmayan, kırk elli çocuk, şehir fırınlarının önünde kuyruk olurlar. Fırına düştükçe, heyecanları yatışır. Artık tek amaçları, biricik düşünceleri kalmıştır: Saatler sonra çıkacak ilk pide, hangisinin tepsisine konacak, ilkin yola kimler dökülecek?
      Sonsuz bekleyiş uzadıkça, çocuklar sıkılır. “Büyüklerdeki kıvranmanın, telaşın veya sevincin bir tadımlığı bile, onların semtine uğramaz. İlk teravihe ve ramazanın ilk gününe tınmazlar, kayıtsız kalırlar. Günün üçüncü devrilişinde, birden bire uyanırlar. Hemen hepsi, baştan ayağa heyecan kesilirler. Sıcakmış, soğukmuş aldırmazlar. Sarısı, esmeri, çaparı, karasıyla birlikte, üçüncü günün öğlesinde, yaşları onu aşmayan, kırk elli çocuk, şehir fırınlarının önünde kuyruk olurlar. Fırına düştükçe, heyecanları yatışır. Artık tek amaçları, biricik düşünceleri kalmıştır: Saatler sonra çıkacak ilk pide, hangisinin tepsisine konacak, ilkin yola kimler dökülecek?
      Sonsuz bekleyiş uzadıkça, çocuklar sıkılır. Sıkıntılarını, bağıra çağıra konuşarak, birbirleriyle şakalaşarak yenmeye çalışırlar. Ağzının orucuyla, ekmek almaya gelenlerin nazına zor katlanan Celâl Usta, çocuklara çıkışır:
      - Ne bu gürültü? Edepsizler!
      Çocuklar dalgalanır. Ses, önce baş tarafta kesilir, yavaş yavaş arkaya ulaşır. Sessizlik uzun sürmez. Tek tük gülüşmelerin arkasından gürültü, olanca hararetiyle yeniden başlar.
      - Hürriyet’e biz gideceğiz!
      - Kemalpaşa bizim!
      - Yok be! Anan güzel mi senin?
      - Güzel ya! Akıllım: Cumhuriyet’ten gel, bizim mahallede çöplen. Hiç olur mu?
      Celâl Usta’nın sesi gürler:
      - Keratalar! Daha ortada pide mide yok. Hamur yeni yoğruluyor. Eh, vaktiniz de bol, keyfiniz gıcır! Mahalle bölüşürken, bir maraza çıkarmayın. Oruçluyum demem, yetiştiğime tokatı patlatırım. (ÜÇÜNCÜ GÜNÜN ÖĞLESİ)” [*]

      Hilâl GÜLER
      Söke’de Yerel Basın ve Basın Yayın Hayatı
      s. 375-378

      [*] ÇAĞBAYIR Yaşar-(Edebiyatımızda Söke ve Sökeli Edebiyatçılar) / SÖKE  s.195 vd. Ayma Matbaası-1989 İzmir

Üçüncü Günün Öğlesi * Oyhan Hasan Bıldırki * Anasayfam